Dijital çağda neden hala fiziksel temas kuruyoruz?
İletişim hiç olmadığı kadar hızlı. Ama hız arttıkça, bir mesajın fark edilmesi ve hafızada yer bulması da zorlaşıyor. Dijital ile fiziksel arasındaki dengeyi yeniden düşünmenin zamanı olabilir.
Ancak herkes daha çok mesaj göndermeye başlayınca gelen kutuları da doldu. Mesajlar aynı gün hazırlanıyor, gönderiliyor ve cevaplanıyor; ardından yeni yazışmalar geliyor ve önceki mesaj hızla ekranın aşağılarına doğru ilerliyor. Mesaj göndermek ucuzladıkça bir mesajın fark edilmesi ve hatırda kalması zorlaştı.
Fiziksel temas ise mesajı ekrandan çıkarıp gerçek hayatta görünür hâle getiriyor. Kuşbakışı’nda bu kavramla; kurumsal iletişimin elde tutulan, kullanılan veya bir ortamda sıklıkla karşılaşılan somut bir karşılık kazanmasını kastediyoruz.
Bugün şirketler, dijital iletişimin hızıyla fiziksel temasın kalıcılığı arasındaki dengeyi yeniden tartışıyor; her kanalın iletişim içindeki rolü yeniden tanımlanıyor. Fiziksel temasın bu dengeye ne kattığına biraz daha yakından bakalım.
Temasın etki süresi kanala göre değişiyor
Dijital mesaj çoğu zaman gönderildiği anda en yüksek görünürlüğe ulaşır. Ardından yeni bildirimler, e-postalar ve paylaşımlar gelir. Mesaj orada durmaya devam etse de alıcının dikkat alanından uzaklaşır.
Fiziksel temasın etkisi ise daha farklı işler. İlk karşılaşmada bir iz bırakır; sonra aynı ortamda bulunmaya, görülmeye veya kullanılmaya devam ettikçe mesajla kurulan ilişki tek bir ana bağlı kalmaz; günlere, bazen aylara yayılır. Ve bu tekrar için kurumun her defasında yeniden konuşması gerekmez. Fiziksel unsur bulunduğu yerde sessizce durur. Onunla yeniden karşılaşıldığında kurum, kişi veya yaşanan an da yeniden hatırlanır.
Hafıza, tekrar ve duyularla güçleniyor
Dijital iletişim büyük ölçüde görmeye ve okumaya dayanır. Fiziksel temas ise boyut, ağırlık, renk ve kullanım biçimiyle gerçek dünyaya katılır. İnsan bir şeyi eline aldığında, kullandığında veya bulunduğu ortamda gördüğünde onunla daha doğrudan bir ilişki kurar.
Dokusu, masadaki yeri veya gün içinde hangi amaçla kullanıldığı hafızanın bir parçası hâline gelir. Aynı unsurla tekrar karşılaşıldıkça ilk temasın bıraktığı duygu da tazelenir.
Ayrılan emek de mesajın parçası
Fiziksel bir temasın arkasında seçim, hazırlık ve ulaştırma emeği vardır. Bu emek, iletişime niyet kazandırır. “Sizi hatırladık”, “Bu ilişkiye önem veriyoruz” veya “Bu anı birlikte paylaşmak istiyoruz” gibi mesajlar gerçek hayatta bir karşılık bulur.
Maddi değer bu etkinin yalnızca bir parçasıdır. Alıcı bütün süreci görmez; yine de kendisi için zaman ayrıldığını ve üzerinde düşünüldüğünü sezer.
Her kanal başka bir iş yapıyor
Dijital, yüz yüze ve fiziksel iletişim farklı görevler üstlenir. Dijital kanallar erişimi ve hızı sağlar. Yüz yüze görüşmelerde ses tonu, bakış ve karşılıklı konuşmanın doğal akışı güveni güçlendirir. Fiziksel temas ise kurulan ilişkinin gündelik hayat içinde biraz daha uzun yaşamasına yardım eder.
Bir etkinliğin daveti dijital olarak ulaşır, buluşma yüz yüze gerçekleşir, o güne ait fiziksel bir iz karşılaşmayı daha sonra yeniden hatırlatır. Güçlü iletişim planları bu kanallar arasında anlamlı bir devamlılık kurar.
Dijital kanallar çoğaldıkça fiziksel temasın rolü daha görünür hâle geliyor. Bugün bir müşteriye, çalışana veya iş ortağına ulaşmak eskisinden kolay. Zorlaşan, o temasın hafızada kendisine bir yer bulması.
Bugün farkı, mesajın ulaştıktan sonra ne kadar kaldığı yaratıyor.

